Ab-ı Hayat
Sofranın düzenini korurken paylaşımı ve sohbeti çoğaltmak için tasarlanan bir meze servis koleksiyonu.

Bir sofra ritüelini yeniden düşünmek
Rakı sofrası yalnızca yeme içme biçimi değil; paylaşmanın, eşitliğin ve uzun sohbetlerin etrafında gelişen sosyal bir ritüeldir. Masadaki bütün mezeler aynı anda servis edilir ve sofra, sohbet bitene kadar bütünlüğünü korur.
Ab-ı Hayat bu kültürel davranıştan yola çıkar. Tabakların masada tanımlı bir yeri olmasını sağlayarak görsel kalabalığı azaltır; servis sırasında parçaların hareket etmesine izin verirken düzenin kolayca yeniden kurulmasını sağlar.
Projenin adı “hayat suyu” anlamına gelir. Aynı zamanda rakı jargonunda kullanılan ifadelerden biri ve Bengisu adının anlamıdır; bu kesişim projeyi tasarımcı için kişisel bir anlatıya dönüştürür.
Nelerden oluşuyor?
Sulu meze kasesi
Sıcak meze tabağı
Salata kasesi
Peynir ve meyve tabağı
Soğuk meze tabağı
Koleksiyon 2, 4 ve 6 kişilik sofralara uyarlanabilir. Kırık beyaz seramik yüzeyler yemeği öne çıkarırken, üzüm, anason, zeytinyağı ve Akdeniz coğrafyasından gelen renkler ahşap kaidelerde buluşur. Sıcak meze tabağındaki mum haznesi ise yemeğin masada sıcak kalmasına yardımcı olur.








Araştırmadan üretime
Proje; sofra kültürü araştırmaları, şef ve restoran sahipleriyle görüşmeler, Londra'daki meyhane deneyimleri ve kullanıcı gözlemleriyle başladı. Bulgular eskizlere, 3B modellere ve farklı masa düzenlerini sınayan prototiplere dönüştü.
Seramik parçalar döküm yöntemiyle, ahşap kaideler ise torna tekniğiyle geliştirildi. Form, ergonomi ve üretilebilirlik; fiziksel modeller ve kullanıcı geri bildirimleriyle tekrar tekrar sınandı.




