Shop
Ab-ı Hayat
Bazı sofralar yalnızca yemek için kurulmaz.
Bazıları uzun sohbetler, paylaşılan tabaklar, anlatılan hikâyeler ve masadan kalktıktan sonra bile hatırlanan anlar için kurulur.
Ab-ı Hayat, tam olarak bu fikirden doğdu.
Türk sofra kültürünün içinde büyürken masa benim için hiçbir zaman yalnızca yemek yenen bir yüzey olmadı. Ailelerin ve arkadaşların bir araya geldiği; düşüncelerin, duyguların ve anıların paylaşıldığı bir yerdi. Birlikte yemek yemek, aynı tabaklara uzanmak ve sofranın etrafında saatler geçirmek gündelik hayatın doğal bir ritüeliydi. Bu nedenle projenin başlangıç noktası da bir tabak tasarlamaktan önce, insanları bir sofranın etrafında bir araya getiren şeyin ne olduğunu anlamaktı.
Araştırma süreci ilerledikçe ilgim, paylaşım ve sohbetin çok güçlü olduğu rakı sofrası kültürüne yöneldi. Bu sofralarda yemek ve içki kadar önemli olan başka bir şey daha vardı: zaman. Tabaklar masada kalıyor, mezeler herkes tarafından paylaşılıyor ve sofra gece boyunca sürekli yeniden kurulmak yerine kendi bütünlüğünü koruyordu. Böylece yemeğin ritmi sohbetin ritmine eşlik ediyordu.
Bu kültürü araştırırken projenin adını belirleyen küçük ama benim için çok kişisel bir tesadüfle karşılaştım.
Ab-ı Hayat.
Kelime anlamıyla hayat suyu; insanı ölümsüz kıldığına inanılan, sonsuz yaşamı çağrıştıran su. Aynı ifade rakı kültürünün jargonunda da kullanılan isimlerden biri. Daha da önemlisi, Bengisu adının anlamı da Ab-ı Hayat ile aynı kökten geliyor.
Projeyi geliştirirken araştırdığım kültür ile kendi ismimin aynı ifadede karşıma çıkması, tasarımla aramda beklemediğim kadar kişisel bir bağ kurdu. Bu nedenle Ab-ı Hayat, yalnızca koleksiyonun adı olmadı; projenin hikâyesinin bir parçasına dönüştü.
Koleksiyon, paylaşımlı sofralarda ortaya çıkan küçük ama sürekli bir probleme cevap arıyor: Masada çok sayıda servis tabağı varken paylaşımı nasıl sürdürebilir, ancak sofranın düzenini ve sakinliğini nasıl koruyabiliriz?
Bu sorudan yola çıkarak geliştirilen Ab-ı Hayat, farklı meze ve servis tabaklarının bir arada çalıştığı bir sistem olarak tasarlandı. Tabaklar servis sırasında yerlerinden alınabilir, paylaşılabilir ve tekrar sofraya yerleştirilebilir; masa değişse bile kendi düzenini korumaya devam eder. Amaç sofrayı kontrol etmek değil, tam tersine sofradaki nesnelerin geri çekilip insanların, yemeğin ve sohbetin öne çıkmasına izin vermesidir.
Ab-ı Hayat bu nedenle yalnızca bir tabak koleksiyonu değil.
Birlikte oturmanın, paylaşmanın ve sofrada geçirilen zamanı uzatmanın tasarım üzerinden yeniden yorumlanması.
Çünkü bazen bir sofrayı unutulmaz yapan şey üzerinde duran nesneler değil; o nesnelerin etrafında geçirilen zamandır.
Bence bu, koleksiyonun esas hikâyesi. Rakı kültürü burada köken olarak kalıyor ama ürünleri “sadece rakı içenlere” kapatmıyor. Hikâyeyi rakı sofrasından başlatıp paylaşım, masa ritüeli, birlikte geçirilen zaman ve nesnelerin geri çekilmesi gibi daha evrensel fikirlere taşıyoruz.
-
Sold out -
Sold out -
Sold out -
Sold out -
Sold out